Oldum olası düşünmüşümdür; başlangıcı, yaratılışı, var oluşu ve zamanla tecrübe ettiğimiz yok oluşu.
Bulutların hüzünlenip semadan, arza ağlaması... Kampana bungunu havanın, yeryüzüne üflemesi... Ezelden ebede varlığını makro tutarlılıkla vikaye eden hayatı...
Yaşanılan hayat veyahut duygu hep aynıydı, tek fark onu bize yaşatanların farklılığıydı. Aynı kabın içindeki su gibiyiz, şekil almaktan başka ne geliyor ki elimizden?
Cürmümeşhut yakalanan insanlara bakın, onlara hatayı yaptıran şey yaptıkları karşısında karşılık bulamamaları olmuştur bu yaşamda. Hepte bu değil midir zaten en korktuğumuz şey? Bazı şeylerin karşılıksız oluşu sindirilemez bi hakikattir oysa ki.
"Buna mukabil" cümleside, duygu tedavülümüzle yapışık, sevişik, ayrılmaz oluşu sindiremeyişimizinde tek esaslı kaynağıdırda aslında. Hülasa, genellemek tartışılsada kısmi bi part için, doğru yoldan nasibini almayan alamayan, yanlış yoldan nasibini arar, demek yanlış olmaz sanırım.
Ve evet, duygular çok güçlü silahlardır, eğer mantığın duyguları yönetmeyi devralmazsa, elinde patlayabilir. Tarih tekerrürden ibaret değildir, tarih insanların aynı yaptığı yanlışlardan ibarettir, aynı yapılan yanlışlarsa, duyguların azizliği...
Peki, umut iyi midir sizce? Umutsuzluk mu yada? Cevabı ben vereyim, umuduna yenik düşenlerin umutsuzluk, umudedenlerinse zaman içinde vereceği cevaptır umutsuzluk. Yani iki şekildede umutsuzluk galip gelir. Tıpkı ait olma yada olunma duygusuyla yanıp tutuşan birinin; kalbini ondan ona, ondan ona, sektirme çabası gibi; işin üzücü kısmıysa zamanla keyif alamamaya başlarsın, hafif meşrepleşmiştir duyguların, vücudun, kalbin ve ne yazık ki sen...
Yaşanılan karşısında pırpır atan kalbin, yanıp tutuşan vücudun, duygu selinde boğulmuş hislerin artık yaşanılmasada farketmeyen, farkedilmeyen...
İşte tüm bunlar yüzünden, inanmak istediğimiz şeye inanırız, neden mi? Çünkü hakikat acıdır, acıtır.
İşte tüm bunlar yüzünden, dünyayı görmek istediğimiz gibi görürüz, neden mi? Çünkü dünya kirlidir, kirletir.
Sanmayın ki paksınız, tek pak olan zat-ı paktır. koskoca BENİM bile bakire olmadığım bu kerhanede, siz hayli hayli bakire değilsiniz!
Bulutların hüzünlenip semadan, arza ağlaması... Kampana bungunu havanın, yeryüzüne üflemesi... Ezelden ebede varlığını makro tutarlılıkla vikaye eden hayatı...
Yaşanılan hayat veyahut duygu hep aynıydı, tek fark onu bize yaşatanların farklılığıydı. Aynı kabın içindeki su gibiyiz, şekil almaktan başka ne geliyor ki elimizden?
Cürmümeşhut yakalanan insanlara bakın, onlara hatayı yaptıran şey yaptıkları karşısında karşılık bulamamaları olmuştur bu yaşamda. Hepte bu değil midir zaten en korktuğumuz şey? Bazı şeylerin karşılıksız oluşu sindirilemez bi hakikattir oysa ki.
"Buna mukabil" cümleside, duygu tedavülümüzle yapışık, sevişik, ayrılmaz oluşu sindiremeyişimizinde tek esaslı kaynağıdırda aslında. Hülasa, genellemek tartışılsada kısmi bi part için, doğru yoldan nasibini almayan alamayan, yanlış yoldan nasibini arar, demek yanlış olmaz sanırım.
Ve evet, duygular çok güçlü silahlardır, eğer mantığın duyguları yönetmeyi devralmazsa, elinde patlayabilir. Tarih tekerrürden ibaret değildir, tarih insanların aynı yaptığı yanlışlardan ibarettir, aynı yapılan yanlışlarsa, duyguların azizliği...
Peki, umut iyi midir sizce? Umutsuzluk mu yada? Cevabı ben vereyim, umuduna yenik düşenlerin umutsuzluk, umudedenlerinse zaman içinde vereceği cevaptır umutsuzluk. Yani iki şekildede umutsuzluk galip gelir. Tıpkı ait olma yada olunma duygusuyla yanıp tutuşan birinin; kalbini ondan ona, ondan ona, sektirme çabası gibi; işin üzücü kısmıysa zamanla keyif alamamaya başlarsın, hafif meşrepleşmiştir duyguların, vücudun, kalbin ve ne yazık ki sen...
Yaşanılan karşısında pırpır atan kalbin, yanıp tutuşan vücudun, duygu selinde boğulmuş hislerin artık yaşanılmasada farketmeyen, farkedilmeyen...
İşte tüm bunlar yüzünden, inanmak istediğimiz şeye inanırız, neden mi? Çünkü hakikat acıdır, acıtır.
İşte tüm bunlar yüzünden, dünyayı görmek istediğimiz gibi görürüz, neden mi? Çünkü dünya kirlidir, kirletir.
Sanmayın ki paksınız, tek pak olan zat-ı paktır. koskoca BENİM bile bakire olmadığım bu kerhanede, siz hayli hayli bakire değilsiniz!